Yazar: olcaysilahli
-
Son Mektup
Sevgili Bayan Milena, Hayatta birçok konuda olduğu gibi bu konuda da çok şiddetli eleştiri almama rağmen affınıza sığınarak kendim olmaktan vazgeçmeyerek konuya çok hızlıca gireceğim. Bu size son mektubum. Size bugüne kadar birçok mektup yazdım, aslına bakarsanız bendeniz Kafka bile size bu kadar çok mektup yazmamıştır. Fakat her şeyin bir sonunun olduğunu kanıtlamak için bu…
-
Sevgili Bayan Milena
Son mektubunuz henüz elime ulaşmadı. Yaptığım hesaplara göre eğer geçen hafta benim gönderdiğim mektubu pazartesi günü almış iseniz dün sizin mektubunuz bana ulaşmış olmalıydı. Öncelikle umarım sağlığınızda bir sorun yoktur ya da başınıza farklı bir musibet uğramamıştır. Eğer siz ve sizinle ilgili her şey yolunda ise yine umarım ki postacının da başına bir şey gelmemiştir.…
-
Uzak
Durakta. Kara bir dul gibi,Gri vuruyordu kaldırımın Çamurlu yağmuruna Bir Kasım ertesi Paltomun içinde birSerçe titriyor Yaz, bir tüfek gibi Barut ve sıcak cam dokusu kadarUzak İskarpinlerin çengel asfaltınaVurmasına alışmışızVe fakatPaçalarımızın çamurundaAnamızın emeğiBrövelerimizde gizli saklıEski aşklarımızaKahramanlıklarımız saklıydı Senin sarı botların vardıİpleri biraz sarkık ve tam bağlı değil olanBeni sen, anlayamazdın.
-
Günlü sabahlar
Günaydın.Koğuşun küçücük penceresinden Bir bahar doğuyordu Uyanmasam, İlk önce kalkıp bahçeye koşmasam Erikler beni affetmezdi. Günaydın. Rüyamda sarı saçların mıydı sabah koğuşa dolan Yoksa bir an, köşebaşından ansızın çıkan En sevdiğim şakacı arkadaşımca Yurdumuzda pek de bulunmayan o beklenmedik Köşe başındaki gizli neşe Sen miydin beni, yanaklarımı bir sabahın Mutlu bir Orhan sabahının Bir yerinde…
-
İkindi Vakti
Şimdi bir ikindi vaktiSarı ekinler boy vermiştir Başakları doldukça ağır, başaklar Doldukça başı eğikŞimdi bir ikindi vakti Bir el değer ince sarı boynuna Boynunda kaç buğday Kaç kere sevgiyi ekmiş toprağına Anızları yandıkça Ah! Yapma! diye haykırıp Yapma! diye öyle toprak gibi sessizce durup Sessizce yanıyordu anızlarla Sessiz değil, sevgisiz büyüyen Çocukların sesi geliyordu Bir…
-
Kuleli Askeri Lisesi 1845-2016
Beş sene evvel “Tüm sivil arkadaşlarıma sesleniyorum” diye paylaştım bu yazıyı. Şimdi bu seslenişimin beşinci yılında hayatımızda her alanda seslenişlere ve daha da ötesinde aksiyon almaya gerek varken bu notumu buraya da bırakıyorum. Unutmayalım. Sizler de KULELİ’li ya da DENİZ LİSE’lisiniz. İspat mı? Kaçınız tıpkı Atatürk gibi Kuleli’de okumuş olmayı ya da oğlunun, kardeşinin okumuş…
-
Çay kaşığı
Çay içerdik, ben çeneni severdim Kaşığı bardağın üzerine kapatırdım Yeterdi bu kadar çay Dudaklarına geçerdim Gözlerin en son gelecek O sıra boğazda bir fırkateyn geçecek Esas duruşta tüm askerler Amiral güvertede, bizi izlemiyor Ben yanaklarındayım Kaşlarına gelemiyorum Çok güzeller Balıklar oltaların etrafına üşüşmüş Yakalanacağını bile bile Yemlere bakıyor, iştahlı Burnun, benim çocukluğum Parmaklarımız geliyor aklıma…
-
Mihriban
“Heeeyttt! Havada uçan, karada kaçan! Var mı lan bana yan bakan?!” diye bir nara atarken sağ omzum sol omzuma göre düşük, sol omzumda bir yandan asılı ceketim ve başımda fesimle bir külhanbeyi gibi daldım sünnet çocuğunun odasına. Çocuk bir şaşkın ama kızgın da bir ifadeyle yerinde bir doğruldu. “Kim bu velet?” dedi. Tam olarak böyle…
-
Ayna
Hayat Bir balıktı terasta Boğaz aksın dursun Şişede durmazdı balık Diyar o yer ya Sabaha varınca Takaları, ağları sırtında yollanırdı balıklara Hayat Bir terastı Balıkları yüzedursun Şişede durmazdı teras Diyar o yar ya Sabaha varınca Balıkları tepeden bakardı insanlara
-
Odadaki Fil
Fil. Merak ediyordum. Üç kişinin yan yana ancak geçebileceği kadar dar bir sokağın başında öylece duruyor ve sessizce bakıyordum. Öylece ayakta gözlerim açık ilk kez baktığım bu sokağa ayakta uyur gezer şekilde gelmiş olamazdım ya?! Sokak dediğime bakmayın, sokak demesem ne diyeceğimi bilmediğim için sokak dediğim bu yer aslında sokak olmaktan çok bir labirentin parçası…