Bu hafta yine Zorlu PSM de güzel bir müzik dinletisine gittik; Taksim Trio. İşin özü şu ki grup üyelerinin kim olduğunu dahi bilmiyordum konserden önce, sadece roman müzisyenler olduğunu biliyordum ki bu benim konsere gitmem için gayet yeterli bir sebepti. Hüseyin Şenlendirici’nin ekip üyelerinden biri olduğunu orada keşfederken İsmail Tunçbilek ve Aytaç Doğan’ın da diğer üyeler olduğunu öğrenmiş oldum.
Ancak yine çok entersan bir deneyim olduğu muhakkak bir gece yaşadım. Gece boyunca İspanyol, Hintli misafir müzisyenler ile kendilerine özgü adeta müzik kolajları yaptılar diyebilirim ki alışılagelmişin çok dışında ezgiler dinledik ve bu grubu sadece takdir etmedim çok da ilham verici buldum. Dünyanın en ünlü bas gitarcılarından birini, dünyaca ünlü bir ritimciyi ve piyanistini böyle bir gösteriye katmaları ülkemizin sanat vizyonunu da dikkate alarak bakıldığında cesur bir açıklama ile romanlardan beklenmeyebilirdi diyebilirim. Aslında bu söylem ile bir önceki konser yazıma ilişkilendirerek ön yargı konusnua vurgu yaparak bu konuyu es geçiyorum.
Bu geceyi benim için unutulmaz yapan ne müzisyenlerin roman olması, ne de mükemmel müzikleriydi. Sanıyorum hiç unutmayacağım bir anı olarak kalacak olmasının sebebi geceye damgasını vuran “Yalan Dünya” idi.
3 Roman, 1 İspanyol Bas Gitarcı ve büyük usta Neşet Ertaç’ın “Yalan Dünya” sı aynı platformda buluştuğu an benim için en beklenmedik anlardan biriydi, yenilik işte bu diyor insan. Neşet Usta’ya saygısızlık etmek istemem ama roman, flamenko ezgileri ile de karıştırarak Taksim Trio bu şarkıda çok iyi iş çıkarmış, ayakta alkışı fazlası ile haketti.
Bu yazıyı bitirir bitirmez ben hemen dinleyeceğim siz de dinleyin derim! Linkte ispanyol bir basçımız yok, hani nerde demeyin, onun için konseri takip edin.
Yorum bırakın