Her yaz Ege’ye çıkıyorum.
Demir alıyorum. Nereye biteceğini bilmeden.

Symi. Kos. Milos. Sifnos. Folegandros.
Amorgos’ta akantı bekliyorum.
Paros’ta eski bir limanda demlenirim.


Gemide bir şeyi fark ettim:
rüzgar tersten estiğinde yelken açmayı öğrenirsin.
Lodos’ta değil — poyrazda.


Açık su beni disipline etti.
Hava durumunu okumayı, sessiz kalmayı,
sabah erken kalkmayı,
ve akşam üstü bir köyde demir atmanın
huzurunu göğüsünde taşımayı.


Atlantik’i geçmeyi düşünüyorum.
Kanarya Adaları’ndan Karayipler’e.
Heniz sadece rüya.
Ama en iyi rotalar hep öyle başlar.


Üfuk çizgisi neden ulaşılamaz?
Çünkü amacı ulaşılmak değil —
yön göstermek.
Umut da öyle çalışır.