Giuseppe bir an elindeki silahı yere bıraktı ve belki de hayatında ilk kez 15 saniyeden fazla süre bir konuya odaklanıp düşündü.

15 saniye içinde hayatını 15 yıl ileri sardı. Aslına bakarsanız, hayatını 15 yıl ileri sarmayı denedi desek daha doğru olur. İtalya’nın güneyinde bir kasabada doğup büyümüş bir ailenin gölgesinde yetişmiş bir erkek olarak Giuseppe’nin 15 yıl ilerisi hakkında gerçek bir görüş önerisi olabilmesi pek de mümkün değildi. Hoş, okumuş ve görmüş biri olsa da bundan 15 yıl sonrasını öngörmek olası mı?
Böyle anlarda hayatın aslında bir tane olduğunu ve bu bir hayat içinde olası hataların ya büyük hüsranlar doğuracağını ya da aldığınız kararların aslında hayatınızı eşsiz yapan kararlar olduğunu kabul etmeniz gerekir. Milyarlarca olasılık içinde sizin hayatınızı tekil ve eşsiz yapan şey işte tam da bu, zor ya da kolay fark etmeksizin hayatınızın her anında aldığınız binlerce ve on binlerce karar. İşte bu olasılıklar zinciri belki en başında sağlam bir demir iskeleye bağlı olabilir, ama bu bir şeyi değiştirmez. İskeleler de değişir, yolcular da… Mühim olan, halatlar. Halatları nasıl ve ne zaman söküp bağladığımız. Bir de halatınızın dayanıklılığı. E kolay değil, mecazi olarak da olsa bir gemiyi bir iskeleye bağlı tutabilmek. Ya siz halat olsaydınız? Anladınız değil mi? İnsanoğlu hep Gemi olmak ister, kim halat olmak ister. Fakat hayat dediğimiz şey tam da bu değil mi?
İşte bu ruh hali içinde dar bir Siena sokağında oturmuş gözü karşı evin penceresinde oturan Giuseppe henüz 27 yaşındaydı. Kendisini ne bir çocuk olarak görüyor ne de bir yetişkin gibi sorumluluk hissediyordu. Hala annesi ve babasının evinde yaşıyordu. Karşı evin penceresi ise ona hiç açılmamıştı. Oradan çıkıp tatlı bir gülümseme ile elini sallayan ya da belki de sadece camdan bakıp “ben buradayım ve seni düşünüyorum” diyen biri olmamıştı. Evet, o pencerenin ardında Velia uyuyordu. Onun bu durumdan pek ala haberi vardı fakat Giuseppe onun için o kadar da önemli değildi. Velia, adının anlamını taşıyan biriydi, hayatını gizli yaşardı. Giuseppe bu durumdan hiç haz etmezdi. Ne yapsa ne etse Velia’nın ne yaptığı ya da neleri istediğini bilemezdi.
İşte tam bu noktada, silahı eline aldı tekrar. Sokakta yalnız olduğu için bu anı dramatize eden ya da vehametini kavrayabilen olmadı. Bu yüzden bunları yazmak da işte bana düştü. Giuseppe akıllı bir gençti, silahı beline taktı. Önce sokağın uzun ve boş sağına sonra da kemerli sokak girişine doğru sol yanına baktı. Sokak gece sarı ışıkla öyle aydınlıktı ki, Giuseppe’nin adeta burada bir fazlalık olduğu belliydi.
Giuseppe bir an düşündü, 15 sene sonra Velia’yı hayal etti. Sonra Velia’yı o kadar tanımadığını fark etti. Yavaşça oturduğu yerden ayağa kalktı. Tekrar uzun sarı yola sağa doğru bir baktı, döndü ve kemerli sokak girişine baktı. Silahını arka beline iyice yerleştirdi. Başını kaldırıp Velia’nın uyuduğu odanın camına bir göz baktı, durdu… İşte o an, hayatı boyunca bir daha içindeki aşkı kimseye anlatamayacağını fark etti. Aşk, içinde öyle bir yerde güçleniyordu ki, bununla ne yapacağını bilemez haldeydi. Velia o sırada ya uyuyordu ya da odasında kız kardeşi ile sohbet ediyordu, Giuseppe bunu hiçbir zaman bilemeyecekti ve bunun bir anlamı da yoktu çünkü bunu öğrendiğinde hayatın tek seferlik gidiş hakkı yanmış olacaktı.
Ah, Velia… Velia o sırada içinde yaşadığı buhranlarla meşguldü. Evde kalma korkusu bir yandan, istemediği bir adamla evlenmek zorunda olma korkusu bir yandan içini kemiriyordu. 19 yaşına basmış ve hala evlenmemişti, bu saatten sonra yaşlı bir tüccarla evlendirilmekten korksa da, hayatta onu nelerin beklediğinin farkında değildi. Babası ona bu yaşına kadar bir prenses gibi davranmıştı fakat Velia’nın karşısına kimin çıkacağını bilmediği bir dünyada aslında bugüne kadar geçen hayatı büyümekle geçmişken bundan sonra geçecek hayatı da bir başkasına adanmakla geçecek ise bu hayat yaşanmış ya da yaşanacak bir hayat mıdır diye düşünüyordu.
O sırada sokakdan bir el silah sesi duyuldu. Yerde yatan genç bir adam elinde silahı ile adeta Velia’nın camına doğru gülüyordu. Silahın namlusundan henüz duman çıkıyordu
Yorum bırakın