Haftalardır yağmayan karı dert edip duruyordum, doğum günüm kurak geçti.. Ah bir kar yağsın yazık gidiyor doğa derken sadece İstanbul değil tüm ülkeyi kar almışken ben de kulağımda bir şarkı ile yaşıyorum günlerdir. Tek bir şarkı çalıyor aralıksız: Epefte Vathia Siopi.
Eşsiz melankolik tınıları ile her yanıma sirayet etti. Söylediklerini de bir anlayabilsem diye dertlendim, ama çok yaralı olduğu belliydi. Uzunca bir süre ne dediğine değil hangi duygu ile dediğine odaklanıp dinledim. Aslında çok da odaklanmama gerek kalmadı. O kadar çok dinledim ki kendimi bir an Ada’da yalnız bir taş evde buluverdim. Oradan çıkasım da gelmedi. Evden çıkıp biraz dolanıp tekrar dönüp biraz sobanın etrafında dolanıp tekrar çıkarken buldum kendimi. Paltom hep üzerimde, otursam oturamam dolansam nereye gideyim. Şarkı başa sardıkça aynı döngüde dönüp duruyorum. Sonra bir an oldu şarkıyı Türkçe mırıldanmaya başladım, “kurtar Allah’ım beni bu aşkın kederinden”… Hemen Google a yazdım, bu şarkı o şarkı olabilir miydi? Evet Işıl German bu şarkıyı Türkçe’ye Aşkın Kederi diye uyarlamıştı. Klibini izlediğimdeyse, üniversite yıllarında bu klibi izleyip ne kadar etkilendiğimi hatırladım. Müşfik Kenter bir sahil kenarında fırtınalı bir havada üzerinde paltosu sobanın başında oturuyor, sonra kalkıp iskeleye gidiyor.. Bilinçaltı böyle bir şey mi? Duygularımız, hissettiklerimiz de bu kadar bilinmez bir örgü ile kodlanmış mı? Ne gerçek ne değil? Buralara girmeyeceğim tabi. Şu an hala dinliyorum ve bunları yazarken şarkı baştan başladı… Ne hissediyorsam, ne hissettiriyorsa o gerçek işte..
Tabi merak ettim, Türkçe uyarlamasındaki sözler aynı mı yoksa farklı mıydı? Farklıymış. İşte aşağıda şarkının orjnal Türkçe’ye çevirisini paylaşıyorum. Dinlerken beni hep en çok etkileyen kısımların direkt karşılığını da ayrıca merak ettim.
Önce onlar;
Epefte vathia siopi sto palio mas dasos – Acımasız bir sessizlik hüküm sürüyordu
Kitrino pikro krasi, kitrino fegari – Acı sarı şarap, sarı ay
Epefte vathia siopi sto palio mas dasos
“Trekse na se piaso” mu ´hes protopi
Ki´ otan etriz´ i vrohi sta pesmena fila
Posi anatrihila mesa stin psihi
Kitrino pikro krasi, kitrino fegari
Fevgan i fantari, efevges ke si
Ki ihes mesa stin matia ena skuro thambos
Ena skuro … sambos na ´pefte i nihtia
Kapia kokini plighi pu den lei na klisi
To mikro ksoklisi, dipla stin pigi
Kai mia kitrini sigi sto palio mas dasos
Pos na se ksehaso pu se pire i ghi
acımasız bir sessizlik hüküm sürüyordu
bizim yaşlı ormanın üzerinde.
“sen kaç ben seni yakalayayım”
bana ilk söylediğin sözdü.
ve yağmur sırılsıklam ettiğinde
yere düşen yaprakları
tüylerim diken diken olmuş
dikenler ruhuma batmıştı.
acı sarı şarap,
sarı ay,
askerler ayrılıyordu,
sen oradaydın.
ve gözlerinin içinde
kara bir solgunluk vardı,
kara bir….sanki
gece kapanıyordu üzerimize.
iyileşmeyecekmiş gibi görünen
kanlı bir morartı,
çeşmenin yanında
düzlükte küçük bir kilise.
ve yaşlı ormanımızda
sarı bir sessizlik.
nasıl unutabilirim seni,
sen bu dünyadan göçüp gitsen de?
Yorum bırakın