Hiç kahve içmediği için kahvenin ne olduğunu, tadını, kokusunu, rengini bilmediği gibi nasıl bir kap içinde içildiğini de bilmiyordu. Bu şartlar altında cezvenin neye benzediğini tahayyül etmesi oldukça güçtü. Ama bugün artık karanlık çökmeden cezvenin şeklini bulmak istiyordu. Binlerce defa çizmiş olsa da bugün de başarısız olduğu hissine kapılmıştı. Son birkaç aydır her gece bir imtihanın başlangıcı idi ve bu imtihan yıllardır hiçbir zaman olmadığı kadar adrenalin salgılamasına sebep oluyordu. Okuduğu bir askeri kitapta kutup yıldızının cezve şeklindeki yıldız kümesinde cezvenin dibini sembolize eden 2 yıldız arasındaki mesafeyi yine aynı iki yıldızın üzerinde bulunduğu doğru üzerinde sağa doğru 5 defa uzattığınızda gördüğünüz bu bölgedeki parlak bir yıldız olduğu yazıyordu. Daha da ilginç olan ise Kutup yıldızı sadece Kuzey Yarımküre’de görünüyordu. Bu durumda eğer cezvenin şeklini doğru çizer ise ve güney yarımkürede ise hiçbir zaman cezveyi doğru çizdiğini bilemeyecek, fakat eğer kuzey yarımkürede ise ve cezveyi doğru çizmiş ise Kuzey yarımkürede olduğunu anlama şansı vardı. Bazı günler kendine ve zekasına olan güveni sebebi ile bunca zamandır cezveyi keşfedememiş olma ihtimalinin düşük olduğunu söylüyor ve muhakkak güney yarım kürede olduğunu düşünmeye başlıyordu. Ancak bunu kanıtlayamıyor olmak bu davayı bırakmasına engel oluyor ve her gece yeniden bir çizim yapıyor ve karanlık çöktüğünde kutup yıldızını aramaya başlıyordu. Dünya’nın neresinde olduğu bilgisinin hiçbir sonuç doğurmayacağını içten içe bilse de nerede olduğunu bilmek istiyordu. Ve bu durum kendisine çok yabancı bir duygu idi, hayatı boyunca benzer bir duygu yaşamamış olması bu duyguyu aşk olarak nitelemesine sebep oldu. Yıllarca okuduğu kitaplarda bahsedilen aşk o kadar yoğun bir duygu idi ki insanlara cinayetler işletmiş, maceralara atılmalarını sağlamış ve hatta intihar ettirmiş, bu yoğun duygu olsa olsa aşktı. Ama aşk bir insana duyulurdu değil mi? Hatırladığı geçmişindeki ilk günden bu yana İlk defa bu kadar yoğun bir şekilde çıkmazda hissetti kendini.
Gece çöktüğünde yıldızlar adeta saklandıkları yerden çıkmış, gözlerinin içine işlemişlerdi yine. Bir dakika kadar hasret giderdiler yine, sabahtan akşama sadece kutup yıldızı için değil, özlediği için de bekliyordu yıldızları. Hayatında hareket yaratan, varlık ve yokluğu hissettiren şeylerin hepsi gökyüzünde idi, Güneş, Ay ve Yıldızlar. Okuduğu kitaplar ona insan özlemini anlatmıştı ama güneşi, yıldızları özlemeyi anlatmamıştı. Bunca kitabı yazan insanlar bu özlemi nasıl fark edememişlerdi bunu anlayamıyordu. O ise her akşam yıldzılara ve Ay’a “merhaba” der, sabah uyandığında ise Güneş’e “Hoşgeldin” derdi. Bu kitapları yazan kişiler ile konuşabilse idi eğer onlara bu özlemi nasıl hiç duymadıklarını sormak isterdi.
Yıldızlardan ona ulaşan binlerce ışık vardı her gece, çok uzaktan geliyorlardı ve gecesine yoldaş oluyorlardı. Bu yüzden emindi ki birgün bu yıldızlar ona bir şeyler anlatacaklardı. Kutup yıldızı yönünü belirttiği gibi diğer binlerce yıldızın da şifrelerini çözebilirse kimbilir daha neler neler öğrenebilecekti. Ama keşke yıldızları anlatan da bir kitabı olsaydı! Yoktu, yıldızlara dair edinebildiği tek bilgi şu ana kadar okuyabildiği bir askeri kitaptı. Yön bulmanın çeşitli farklı yolları da vardı tabi ama içinde bulunduğu cam fanusta bu seçeneklerden sadece yıldızlar ona çözüm olabilirdi.
Kısa bir özlem gidermeden sonra bugün tasarladığı cezve alternatiflerini gökyüzünde aramaya başladı ve çok basit bir şey fark etti; bu yıldız kümesinin dibinde sadece iki yıldız vardı ve o bugüne kadar gökyüzünü incelerken buna hiç odaklanmamıştı. Bu gözle baktığında 2 gün önce çizdiği bir şekle benzeyen bir grup yıldız tespit etti ve çok geçmeden 2 yıldızı arası mesafeyi 5 defa sağa doğru götürdüğünde parlak bir yıldız buldu! Kimi zaman güney yarımkürede olduğuna kendini ikna etmeye çalıştığı yorucu bir süreçten sonra sonunda Kuzey Yarım kürede olduğunu öğrendi! Ancak bu öğrendiği bilgiden sonra kısa ve geçici bir mutluluk yaşasa da daha sonra mutluluğun yerini tarif edemediği bir duygu kapladı. Hayatında ilk defa hissettiği bu duyguyla baş edemedi, ne olduğunu anlayamadığı bir şekilde vücudunda gerilme ve acı ile birlikte bir titreme baş gösterdi, vücudunu kontrol edemiyordu. Ardından gözlerinden yaşların akması ve kesik kesik garip sesler çıkarması süreci izledi. Bu fiziksel hal de bir şok dalgası yarattı ve tüm vücudu kaskatı kesildi. Bir yandan vücudu ile mücadele etmeye çalışırken bir yandan neler olduğunu anlayamamanın verdiği belirsizlik içinde buldu kendini. Hiçbirşey konrol edemiyordu ve bilinci çaresizce çırpınırken bir anda yıldzılar söndü.
Devamı Yakında: Aydınlık
Yorum bırakın