Nerden mi aklıma geldi şimdi bu Şubat ayının ortasında? Hava o kadar güzel ki bir an kendimi bahar tatilini planlarken buldum, sonra geçen seneki tatiller geldi aklıma ve derken tatilde aldığım bir el işlemesinin nerede olduğunu hatırlayamadım..
Aslında bu soruyu hemen her gezimde bir kendime soruyorum. Ve malum artık bu konuda bir sonuca varacak kadar da seyahat ettim diye düşünüyorum.
Ancak yine de “Seyahatte etkin bütçe kullanımının 3 yolu” gibi klişe genellemeler yapmanın da geçersizliğine inanarak bu konudaki düşüncemi sorgulayacağım. Lakin Nietzsche’nin de dediği gibi “bu da dahil bütün genellemeler yanlıştır.”
Bu konuda bir sonuca varmadan önce, neden hatıralık eşya alma ihtiyacı duyduğumuzu sormak gerek kendimize sanıyorum. Eminim ki birçoğumuz buna hiç kafa yormamışızdır, beyindeki “tatilde hatıra eşya alınır” komutu otomatik olarak görevi yerine getirmekle sonuçlanabiliir çoğu zaman ya da diğer taraftan gerçekten içten gelen bir dürtü vardır bu konuda, ki bu dürtü bizi sadece 1 hatıra eşya almakla yetinmeyip ne görse almak isteyen, mümkünatı olsa gittiğimiz yeri eve götürmek isteyen bir kişi haline getirebilir.
Psikolojik açıdan bakarsak, Irvin Yalom’un Varoluşçu Psikoterapi yaklaşımında “ölüm” kaygısı yatıyor bu dürtünün altında diyebilirim kendi yorumum ile. Neden mi? Çünkü anıların geride kalıp, unutulmaya yüz tutması, eskimesi demek bizim de aslında ölümlü hayatımınızın sonuna doğru yolculuğumuzda ilerlediğimiz demek. Bu da farkında olmadan bu anıları diri tutma dürtüsüne yol açar ki hatıralık eşyalar bundan dolayı çok önemlidir bizim için.
Diğer taraftan Alain de Botton, Art of Travelling kitabında çok güzel bir noktaya değinir ki bir üstteki yorumum ile oldukça örtüştüğünü düşünüyorum; insanlar seyahatlerinde anlık gördükleri güzelliklere, yaşadıkları hazlara sahip olmak ve bunları anlık olmaktan çıkarıp sonsuzlaştırmak isterler. Bunu birçok yöntemle denerler, fotoğraf çekerler, hatıra eşya alırlar.. Güzelliğe, hazza sahip olmanın, sürekli elde tutmanın bir yoludur bu kısaca..
Ancak bu durumun sebebibin tam olarak bilincinde olduğumuzda bu konuyu daha fazla konuşabilirdik..,
Benim nacizane önerim ise, seyahatte iken kısıtlı kaynaklarınızı en fazla haz ve en fazla yeni tecrübeye ayırmanız ve bu güzel anları iyice içselleştirerek yaşamanız olacak. Aksi halde evinize döndüğünüzde (benim çokça başıma geldi) çantanızda bir sürü hatıralık eşyanız ama aklınızda olabilecekken olmayan bir sürü eksik anınız ve hazzınız olacak.
Tatilde bütçeyi etkin yönetmek oldukça önemli bir meziyettir çünkü parayı har vurup harman savurmak için gittiğimiz aşikardır; işin en tatlı yönlerinden biri de budur. Ancak disiplini biraz olsun elde tutarak tatilden olabildiğince çok güzel anı ile dönmenin de mümkün olduğunu unutmayın.
Derseniz ki biz gittiğimiz ülkenin/şehrin yerlisine bir turist olarak görevimizi yerine getirip hatıra eşya dükkanlarına da bir katkı sağlamak istiyoruz, bu noktada sözüm meclisten dışarı.
Tüm bunlara karşın azıcık Hedonist kafamla derim ki yine de canınız nasıl isterse öyle yapın, sonuçta tatilde hatıra eşya almanın da belirli bir yolu yok..
Nasıl mutlu olursanız öyle olsun:)
Yorum bırakın